Türkiye genelinde denizlerde av yasağının kalkmasının ardından tezgahlarda balık çeşitliliği ve miktarı artış gösterirken, yıllık kişi başı tüketim oranlarının küresel verilerin gerisinde kaldığı bildirildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, palamut ve hamsi gibi türlerde yaşanan dönemsel bolluğun toplum sağlığı açısından sofralara daha fazla yansıması gerektiğine dikkat çekti.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, yeni av sezonunun başlamasıyla b

Türkiye genelinde denizlerde av yasağının kalkmasının ardından tezgahlarda balık çeşitliliği ve miktarı artış gösterirken, yıllık kişi başı tüketim oranlarının küresel verilerin gerisinde kaldığı bildirildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, palamut ve hamsi gibi türlerde yaşanan dönemsel bolluğun toplum sağlığı açısından sofralara daha fazla yansıması gerektiğine dikkat çekti.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, yeni av sezonunun başlamasıyla birlikte piyasaya sunulan su ürünleri miktarını ve Türkiye’deki tüketim alışkanlıklarını kıyasladı. Yağcılar, palamut, hamsi ve istavrit tarafındaki bolluğun altını çizerek dünya genelindeki oranlarla Türkiye arasındaki farkı şu sözlerle aktardı:

“Bu yıl ciddi anlamda balık bolluğu var. Ancak tüketim anlamına baktığımızda özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamalarına göre Japonya ve Norveç gibi ülkelerde bu rakam 70-80 kilolara çıkarken, Türkiye’de bu rakam 8 kilolara kadar senede düşmektedir. Biz balık ne yazık ki tüketmiyoruz. Ama biz ne yazık ki senede 8 kilo tüketiyoruz”

“Bu yıl ciddi anlamda balık bolluğu var. Özellikle palamut, istavrit, hamsi gibi balıklarda başta olmak üzere. Ancak tüketim anlamına baktığımızda özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamalarına göre Japonya ve Norveç gibi ülkelerde bu rakam 70-80 kilolara çıkarken, Türkiye’de bu rakam 8 kilolara kadar senede düşmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu açıklamalara göre biz balık ne yazık ki tüketmiyoruz”

Eylül ayında başlayan avlanma sürecinin halk sağlığı ve doğru beslenme açısından büyük bir fırsat sunduğuna değinen Yağcılar, su ürünlerinin insan vücudu üzerindeki olumlu etkilerine işaret etti:

“Özellikle bu dönemlerde, eylül ayında balık sezonunun, avlanma sezonunun açılmasıyla birlikte balığın bol olduğu dönemlerde bizim Türkiye’de balığı bol miktarda tüketmemiz gerekli. Niçin balığı tüketmemiz gerek? Özellikle balıklar Omega 3 bakımından zengindir. Bu dengeli Omega 3 sahipliğinden dolayı özellikle çocukluk, yetişkinlik ve hamile kadınlarda önemli bir besin kaynağı olarak bilinmektedir. Aynı zamanda önemli bazı hastalıklarda kronik kalp rahatsızlıklarında, birçok yayında literatürde iyi geldiği bilinmektedir”

Ülke genelindeki tüketim verilerini yükseltmenin erken yaşta oluşturulacak beslenme bilinciyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Yağcılar, ailelerin yönlendirici rolüne dikkat çekti:

“Tüketim miktarını arttırmak elimizde. Biz ne kadar fazla tüketebilirsek, balık tüketim miktarı oldukça artmakta. Bunu nasıl arttıracağız? Özellikle çocuk yaşta balık tüketmenin yararlı olduğunu aşılamamız gerekiyor ki bu aşılama da aileden başlayarak çocukluk yaşlarda balık tüketimi teşvik etmekte sağlanabilir”

Türkiye genelinde denizlerde av yasağının kalkmasının ardından tezgahlarda balık çeşitliliği ve miktarı artış gösterirken, yıllık kişi başı tüketim oranlarının küresel verilerin gerisinde kaldığı bildirildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, palamut ve hamsi gibi türlerde yaşanan dönemsel bolluğun toplum sağlığı açısından sofralara daha fazla yansıması gerektiğine dikkat çekti.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter